Bu tatlı Jodhpur sabahına hostelda ücretsiz kahvaltı olduğunu öğrenerek uyandım. Jodhpur’un merkezinde bir tepe üzerinde kale kurulu, hostelın terasından manzara müthiş. Ben de kahvaltıdan sonra günün ilk aktivitesi olarak bu kaleye çıkmayı planlıyorum.

Jodpur kalesi

Saat 9:30’da yola koyuluyorum, kafamdaki plan gün içinde görmek istediğim yerlerin tamamını görmek, sabah treni ile de Jaisalmer’e gitmek. Yokuş tırmanmak bizim işimiz. Yarım saat içinde kalenin önüne geliyorum. Bu sefer fetih için değil, ziyaret amaçlı. Giriş ücreti 600 Rupi (32 TL), Hindistan’da bir yere giriş için ödediğim en yüksek bedel. Ama bu adamlar bu parayı alıyorlarsa bir sebebi varmış.

Jodhpur kalesi ve saray

Kale ile ilgili tek bildiğim şey, tepesinden şehir manzarasına bakılabildiği. Beni bilen bilir, ‘The Fall’u çok severim, onlarca kez izlemişimdir. Filmin bir sahnesi de bu kalede geçiyordu. Saplantılı bir şekilde Hindistan’daki The Fall çekim yerlerini görmeye çabalıyorum. Keşke bana daha çok hitap eden bir ülke olabilseydi de hepsini gezebilseydim. Neyse, izlemediyseniz filmi izleyin efendim, çok başka birşey.

P1070889

Kaleye girdim, devasa büyüklükte. Taş işçilikleri beni benden alıyor. Tam olarak bunun için Hindistandayım. Tüm bu mimari güzellikler tutsun kolumdan, götürsünler beni başka diyarlara diye. Bir süre sonra kalenin içindeki müzenin önüne geliyorum, aynı zamanda eski saray. Taşı, ahşabı nakış gibi işlemişler.

Jodhpur saray

Ben gezdiğim yerler içinde böyle bir güzellik görmedim. Sadece kaleyi görmek için bile Jodhpur’a gelinir. Sarayın camlarından ve avlularından baktığınızda tüm şehri görebiliyorsunuz. Uzun zamandır bu kadar fotoğraf çekmiyordum. Nasıl iyi geldi.

Hint mimari

Saat 11:30 gibi kaleden ayrılıyorum. Çarşı boyunca yürüyerek kaldığım hostel yakınlarındaki merdivenli su rezervine gidiyorum. Bu arada yolda bir esnaf Türk olduğumu öğrenince, ‘Koç Ailesini biliyor musun? Bizim aile dostumuz onlar’ dedi, sonra da birşeyler satmaya çalıştı. Adamlar kendilerini geliştiriyor, takdir etmek lazım.

P1080031

Stepwell kelimesinin Türkçe karşılığı var mı bilmiyorum. Zamanının Hindistan’ında oldukça yaygın bir şekilde kullanılan su depolamaya yarayan kuyular. Merdivenlerden inip, suyunuzu doldurup, neşe içinde ihtiyacınıza göre kullanıyormuşsunuz. ‘The Fall’da Jaipur’a 90 km. uzaklıktaki bir kuyuda çekim yapılmıştı, Wallace’ın vurulduğu sahne. Çok istesem de oraya gidemedim. Toplu taşıma ile 3 araç değiştirmem gerekiyordu, turlar ise çok pahalıydı. Jodhpur’daki kuyunun restorasyonu ise biraz kötü olmuş, Türkiye’de görmeye alışık olduklarımızdan.

Stepwell Jodhpur

Şehrin merkezi konumundaki saat kulesine çıktım. Etrafı çarşı pazar kaplı. Jodhpur’a ilk geldiğimden beri dikkatimi çekiyor, burası potansiyel bir Agrabah. Sağdan soldan uçan halısıyla Aladdin çıkacak gibi. İki katlı binalar, çarşıdaki önü açık, eskilik dükkanlar. Bu dükkanlardan bizde de varmış 20. yy’ın başlarında, fotoğraflardan görüyorum. 1913 Kayhan Çarşısı gibi. Jodhpurdaki bu dükkanlar aradan geçen 100 seneye rağmen hala aynı.

Hindistan pazar

Saat külesinden inince kahve içmek için bir kafeye gidiyorum. Camdan dışarı aval aval bakınırken Jaipur’da hostelda tanıştığımız Bruno ve Leticia’yı görüyorum. ‘Gördüm sizi’ diye mesaj atıyorum, akşam yemeği için sözleşiyoruz. Hatta aynı hostelda kalıyormuşuz.

Kafede bir saat kadar dinlendikten sonra bir tuktuka binip eski saray, yeni lüks otel Umaid Bhawan’ı ziyarete gidiyorum. Maalesef yapının çoğu otel kapsamında değerlendirildiğinden, fakir turist olarak ben göremiyorum. Bir köşesini müzeye dönüştürüp, ağzımıza bir lokma bal çalmışlar sağolsunlar.

Umaid Bhawan Jodhpur

Gezecek yerlerim bittiğine göre ertesi sabaha tren bileti alabilirim. Ama o da ne? yer yok. Bekleme listesinde olduğum bir bilet satıyorlar, büyük ihtimal binersin diye de ekliyor görevli adam. Cep telefonuma onay mesajı gelirse trene binebilirmişim, yoksa paramı iade ediyorlarmış. Kulağa hoş geliyor.

Burayı hızlı geçtim ama Hindistan’da sıraya geçme kültürü yok. Bilet sırasında üç kişiyi haşladım. Normal bir şekilde söylersen sanki onlara dememişsin gibi davranıyorlar. Sesini çıkarmazsan zaten sen sırada yokmuşsun gibi kenardan köşeden önüne geçiyorlar. Özümde kötü bir insan olmasam da, iki kişiye epey söylendim. Bir tanesini de omzundan tutup arkama geçirdim. Beni Hindistan böyle yaptı. Sıralarda ve trafikte denk geleceğiniz Hint halkı dünyanın en saygısız, en bencil, devamını okuyucun hayal gücüne bırakıyorum, ama ne düşünüyorsanız ondan bir halk.

P1080147

Tren istasyonundan çıktıktan sonra McDonalds’a gidip karnımı doyuruyorum. Oradan da çarşı pazar dolaşarak hostela gidip buluşma saatine kadar biraz dinleniyorum. Saat 7 gibi buluşuyoruz, ne yiyelim diye konuşurken, ‘öğle yemeğinde ne yedin?’ diye soruyorlar. McDonalds diye cevap verince Leticia’nın gözleri parlıyor. ‘Burada McDonalds mı var?’ diyor. İstikametimiz belli 🙂

P1080168

Yemekten sonra biraz turlayıp, hostela doğru yürümeye koyulduk. Yolda müzik ve kadın vokal seslerine denk geldik ve durakladık. Müzik bir binanın içinden geliyordu, avluya doğru kafamızı uzatmamızla birisinin bizi içeri buyur etmesi bir oldu. Ganeşa ile ilgili bir kutlama yapılıyormuş. İçeride müzik çalınıyor, kadınlar da türkü söylüyordu. Helva gibi birşey ikram ettiler, aşırı şekerliydi. Güzel bir ortamdı. Müzik bitince biz de izin isteyip hostela döndük. Biraz sohbet edip, odalarımıza çekildik.


#146 Jodhpur (01.09.17)

Konaklama: 450 INR (24 TL)

Yiyecek/İçecek: 512 INR (27 TL)

Giriş ücretleri: 700 INR (38 TL)

Ulaşım: 200 INR (11 TL)

Diğer: 3.527 INR (190 TL)

Toplam: 5.389 INR (290 TL)

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here