Asma ile araç kiraladık, şehrin dışındaki Tegalalang pirinç teraslarını ziyaret etmek niyetindeydik. Haritadan yerini işaretledik ve yola koyulduk. Yollar bozuk, sürücüler deli gibi. Nihayet terasların olduğu bölgeye geliyoruz, sürpriz, arabayı park edecek yer yok. Mecburen yola devam ediyoruz. “İyi ki arabayla geldik hiç yorulmayacağız” diye şakalaşırken solda bir otopark görüyoruz, hemen aracımızı park ediyoruz. Teraslara 1,5 kilometre uzaktayız.

bali-araç-kiralama
Suzuki Jimmy, kiralama şirketindeki en ucuz araba

Park ettiğimiz yer, derli toplu bir tesisin otoparkı, ilk bakışta fark ediyoruz. İçimden “sanırsam spa” diye geçiriyorum. Tek bildiğimiz şey adının Bali Pulina olduğu. Asma’ya “Adamların otoparkına park ettik, her ne ise, bir girip çıkalım, ayıp olmasın diyorum.” Biz arabadan çıkarken yanımıza otopark görevlisi geliyor.

“Ziyarete mi geldiniz?” diye soruyor.

“Evet” cevabını veriyoruz. Sonra Asma kafamızı kurcalayan soruyu görevliye soruyor.

“Burası ne?”

“Kahve ekim merkezi, aynı zamanda içeride kafemiz de var, kahve de içebilirsiniz diyor.”

Birbirimize, “hiç yoktan iyidir, saçma sapan bir yer de olabilirdi.” anlamında bakıyoruz. Kapıya doğru ilerlerken girişte birisi geliyor, bize iki adet bilet veriyor ve girişteki merdivenlere kadar bize eşlik ediyor. Merdivenlerin sonunda iyi giyimli iki kadın bize “hoş geldiniz” diyor. Sonra gezimiz boyunca bize eşlik edecek rehber geliyor. “Gezmek ister misiniz?” diye soruyor. Peşine takılıyoruz. Asma ile bazen göz göze geliyoruz, ikimizinde aklında aynı soru, “Ne kadar ödeyeceğiz?”

bali-pulina-giriş
İçeride ortam bu şekilde, Bali standartlarının çok üzerinde.

Küçük kafeslerde tutulan kedigillere kahve yedirilip de, dışkılarındaki kahvelerden elde edilen luwak kahvesinin süreçlerini anlatıyor. Hayvanlar ufacık kafeslerde, mutsuz. Bireysel olarak, bu tip aktivitelerin tümüne karşı olsam da, kendimi tesisin göbeğinde bulduğum için kızıyorum. Ancak siz de biliyorsunuz ki, herşey istem dışı gelişti.

luwak-kahvesi
Kahve yedirilip, sıçmaları beklenen mutsuz hayvanlar

Sadece kahve ile mi besliyorsunuz? Bu hayvanlar, bu kafeslerde doğup, yine bu kafeslerde mi ölüyorlar? gibi tahrik edici sorular soruyorum. Dediğine göre başka meyveler, hatta et ile de besliyorlarmış, hayvanları da belli bir süre kafeste tutup sonra doğaya salıyorlarmış. Herneyse, yapabileceğim bir şey yok.

geleneksel-bali-baharatları
Bunlar da, tesisimizde yetiştirdiğimiz diğer baharatlarımız

Kahve dışında, tarçın, karanfil, vanilya gibi baharatların bitkilerini bize tanıtıyor. Hala kendime kızmakla meşgulüm, keyfim yok, çok ilgilenemiyorum. Tur bittikten sonra, burada kafemiz var, bir şeyler içmek ister misiniz? diye soruyor. Manzarayı görünce büyüleniyorum. Terasta biraz fotoğraf çekinip kafeye oturuyoruz. Kafe girişinde de bir kadın hoş geldiniz diyor. Bu tesiste işi sadece hoş geldiniz deyip gülümsemek olan en az 10 kişi çalışıyor.

bali-pulina-teras
Kafenin manzarası rüya gibi

Manzaralı bir yere oturuyoruz, menüye bakıyorum. Hiçbir şeyin fiyatı yazmıyor, ‘voilà’, tüm paramızı alacaklar!

“Size tatmak için resimde gördüğünüz ücretsiz setimizden getireceğim, onun dışında birşey ister misiniz?” diye soruyor. Asma kendine bir adet luwak kahvesi söylüyor, fiyatı 50.000 IDR (13 TL), göreli olarak makul bir fiyat. Oturup, kafenin internetine bağlanır bağlanmaz ne kadar ödeyeceğiz? giriş ücreti ne kadar? gibi sorularımıza cevap arıyoruz. Tripadvisor’da bir adam giriş ücretinin 100.000 IDR olduğunu yazmış, bununla kurtulabilirsek iyi diyorum.

bali-kahve-bitkisi
Kahvenin meyvesi

Tadımlık kahve ve çay setimiz geliyor, akabinde Asma’nın luwak kahvesi de. Kahve’nin tadına bakıcam diyorum, dil çıkarıyor. Bir kere sipariş ettin artık deyip, bir yudum alıyorum. Bence tadı kötü.

Sırada güzelce dizdikleri fincanlar var, bazısı gerçekten güzel, bazısının tadı kötü. Nasılsa para vereceğiz bari keyfini çıkaralım diyoruz.

çay-kahve-test
Tadımlık çay, kahve seti

Yaklaşık bir saat oturduktan sonra pirinç tarlalarına gitmek için kafeden kalkıyoruz. Kafe çıkışında bir görevli gelip, ‘kasa şu tarafta’ diyerek bizi yönlendiriyor. Endişeli bir şekilde kasaya doğru ilerliyorum.

Kabaca bir hesap yaptım, 2 kişi 100.000 giriş olsa, 50.000’de kahve, 250-300 kIDR arası bir ücret ödememiz gerek. Derken kasiyer kadın ağzından baklayı çıkarıyor.

“Fifty thousands”

Aynı anda Asma’da bende tekrarlıyoruz, “Fifty thousands?”. Birbirimize bakıyoruz, yapacak bir şey yok, hizmeti aldık, bedelini ödeyeceğiz. Luwak kahvesi 50.000 ise giriş ücretinin 2 kişi için 450.000 IDR olması gerek ki, bizim hesap 500.000 IDR tutsun. 450.000 IDR ise benim kaldığın odanın 3 gecelik parası. Merakımdan soruyorum:

“Giriş ücreti ne kadar?”

Kasadaki kadın, “giriş ücretsiz, bu sadece kahvenin parası” diyor. Asma ile yine birbirimize bakıyoruz, ne kadar aptalız 😉 Çok para ödemeye şartlandığımızdan kadının 50 dediğini 500 anladık. Kahkahalar eşliğinde hesabı ödüyoruz.

Kasadan uzaklaşınca, “Asma, bu adamlar nasıl para kazanıyor?” diye soruyorum. Hediyelik eşya dükkanı, paketlenmiş luwak kahvesi satışından başka birşey gelmiyor aklımıza.

Luwak sürecini desteklemesem de, benim için ziyadesiyle keyifli bir anı oldu. Bali’de hala ücretsiz bir şeyler varmış:)

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here