17 Haziran Cumartesi, Burak ile beraber geçireceğimiz son gün. Haftasonu olması münasebetiyle metroya atlayıp Chatuchak Haftasonu Pazarına gidiyoruz. Her Bangkok’a gelişimde bu pazarı mutlaka ziyaret ederim. Bu kadar büyüğünü, bu kadar geniş kapsamlı ürün çeşidi olan bir pazar daha görmedim.

Akşama doğru pazar ziyaretimizi sona erdirerek, akşam yemeği için merkeze geri dönüyoruz.

Pazar günü ikimizin de uçuşu var. Ben kuzeye Chiang Mai’ye uçacağım, Burak ise güneye Phuket’e uçacak. Beraber havaalanına gidiyoruz, işlemlerimizi hallettikten sonra vedalaşıyoruz ve uçaklarımıza biniyoruz.

Chiang Mai’de havaalanı, konaklayacağım yere yaklaşık 3 km. uzakta, taksiye para vermemek için yürüyorum. Öğlen sıcağı ve sırtımdaki çantalar biraz bunaltsa da bir saat içinde otele varıyorum. Pazar günü de Chiang Mai’de pazar kuruluyor. Eşyalarımı bırakıp, duş alıp şehrin tam ortasında kurulan pazarı gezmeye çıkıyorum ama ne mümkün. Yağmur kıyamet. Bir kafeye sığınıyorum, akşamı mecburen orada geçiyorum.

mangolu pilav
En sevdiğim, mangolu pilav

19 Haziran’da şehir içinde dolaşıp, bir kafeye oturarak eksik olan yazılarımı tamamlıyorum. Birden Tayland’dan biraz sıkıldığımı fark ediyorum. Nedenlerini düşünüyorum. Hatırlarsanız, Bali dışında Endonezya’da sevdiğim bir yer olmamıştı. Malezya ve Tayland’a daha önce iki kez gelmiştim ve yine aynı yerleri geziyordum. Bana hiçbir şey farklı gelmiyordu. O akşam, ani bir karar verdim, yeni istikamet Çin. İnternetten baktım, Chiang Mai’de Çin Konsolosluğu da var, voila!

chiang mai donald duck
Tapınakta noodle yiyen Donald Duck heykeli

Eşyalarımı bırakmak için hostela döndüğümde hostelın sahipleri ve karşı yatakta yatan Alman çocuk ızgara yapıyorlar, hostelda ikimizden başka kimse kalmamış. ‘Yeni yemek yedim birşey yiyecek halim yok’ diyip teşekkür ediyorum, onlar da bana meyve tabağı hazırlayıp getiriyorlar. Akşam meyve ve sohbet ile geçiyor.

Chiang Mai Tapınak

Çin Konsolosluğu saat 11:30’a kadar açık oluyormuş. Benim uçak bileti, konaklama gibi evraklarımı hazır etmem gerek. Sabah 8’de kalkıyorum. Çine gidiş ve Çin’den İstanbul’a dönüş olacak şekilde iki uçuş rezervasyonu yaptırıyorum. Saat 10:15 olmuş bile. Daha otel rezervasyonları var, yetişemeyeceğimi anlayınca odaya gidip tekrar yatıyorum.

Uyanınca karnımı doyurup, kendimi yine bir kafeye atıyorum, eksik evraklarımı tamamlıyorum. Sadece vesikalık fotoğraf çektirmem gerek ama yol üzerinde hiç fotoğrafçı göremiyorum. Sabah konsolosluk dolaylarında mutlaka bulurum diyorum. Bu arada madem fotoğraf çekineceğim, traş da olayım ki iyice yakışıklı çıkayım diye yolda gördüğüm bir berbere gidiyorum, yaşadığım ilginç berber hikayem için tıklayınız!

Chiang Mai berber

Sabah kalkıp konsolosluğa doğru gidiyorum. Yol üzerinde fotoğrafımı da çektirince eksik evrak kalmıyor. Mutlu mesut içeriye girip, evraklarımı görevli kadına teslim ediyorum. Evraklarımı inceliyor, pasaportun sayfalarını çeviriyor. Sonra bana dönüp ‘Sizin Tayland vizeniz yok, gidip ülkenizden başvurun’ diyor. Tayland’a giderken kapıda vize alabiliyorsunuz, ama aldığınız bu vize abla tarafından vize statüsünde değerlendirilmediği için başvuru yapamıyorum. Yolumun üstünde Laos var, ve Laos için vize almam gerekiyor. Çin ve Vietnam vize başvurularımı Laos’tan yaparım deyip mutlu mesut internette Laos vizesi alabileceğim yerleri araştırıyorum. Chiang Mai’de maalesef yok, 2 alternatifim var, birisi Bangkok, diğeri Khon Kaen. Khon Kaen’in Laos’a yakın olması sebebiyle tercihimi oradan yana kullanıyorum. 25 Haziran Pazar gecesine Chiang Mai’den Khon Kaen’e otobüs bileti alıyorum.

local cafe

22 Haziranda Chiang Mai’nin bir çok güzel kafe barındıran caddesi Nimmanhaemin’a gidiyorum. Yolda bir kafeye oturup Laos vizesi için neler gerekli, başvuru süreçleri nasıl araştırıyorum. Nimmanhaemin’da dolaşıp, karnımı doyurduktan sonra tekrar merkeze dönüyorum. Ertesi gün Pai’ye gitmek için bilet alıyorum. Haftasonunu Pai’de geçirip, Pazar Chiang Mai’ye dönüp, saat 19:30’da ise Khon Kaen’e gidecek otobüse bineceğim.

Cuma sabahı Pai’ye doğru yola çıkıyoruz. Pai küçük bir yer, otobüs garı şehrin içinde. Hostel’a yerleşip karnımı doyurmak için dışarı çıkıyorum. Tatlı bir yer, trafik yok, havası temiz. Ne yapılır diye araştırıyorum, dolu dolu sadece 1 günüm olduğu için tam günlük bir tur almayı planlıyorum. Amma lakin ki öyle değildir.

Akşam 9 gibi hostela dönüyorum, odamı birisi Hollandalı, diğeri İtalyan 2 kız ile paylaşıyorum. Herkes yataklarında oturmuş, sohbet ediyoruz. Gözüm bir an yatağın üzerinde gezen bir böceğe takılıyor. Hayatımda tahtakurusu görmedim, ama tehlikeli olabileceklerini biliyorum. Böceği elimle dürttüğümde ölüyor. Makro fotoğrafını çekiyorum, ve internette arattığım tahtakurusu fotoğrafları ile örtüşüyor. Çarşafın köşesini sıyırıyorum, orada küçük bir aile yaşıyor. Trajik hikayemiz için tıklayınız!

Tahtakurusu
Akşam akşam yaşadığımız trajik macera

Benim için ilginç bir akşam oluyor, hepimizin uykusu kaçmış vaziyette. Yeni tesisimizde İtalyan kızın bungalovunun önünde oturup sohbet ediyoruz, saat 1’i geçerken herkes odalarına dağılıyor.


Masraflar:

17.06.17-23.06.17 

Konaklama: 1.523 THB (157 TL)

Yiyecek/İçecek: 3.320 THB (343 TL)

Ulaşım: 1.649 THB (170 TL)

Hediyelik eşya: 20 THB (2 TL)

Diğer: 1.462 THB (151 TL)

Toplam: 7.974 THB (823 TL)

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here