Cuma günü, Çin Vizesine başvurmak için gerekli evrakları hazır etmiştim. 1 Temmuz Cumartesi de bu evrakların çıktılarını alıp derler, toplarım diye niyetlendim. Ama ilginç bir şekilde Cumartesi günü Vientiane’de dükkanların bir çoğu kapalı oluyor. Epey gezdikten sonra açık bir fotoğrafçı buldum, çıktıları orada aldım.

Günün sürprizi bir tapınağın avlusunda denk geldiğimiz bu minik kurbağa oldu. Karasinek olacakmış da uçmayı beceremeyince “bari kurbağa olayım” demiş bir hayvan.

minik-kurbağa

Daha sonra Endonezya’nın Laos’a hediye ettiği Dünya Barış Gonk’unu ziyaret ettim. Gonkun üzerinde çeşitli dinlerin sembolleri ve ülkelerin bayrakları mevcut. Dünya barışı denen şey güncel durumda öyle ütopik bir kavram ki, bir süre sonra ismini yalnızca peri masallarında duyacağız diye düşünüyorum.

dünya barış gonku

“Vientiane’e o gün gökten 3 dev inmiş, tüm güçleri ile gonka vurmuşlar…”

Gonkta diğer dikkatimi çeken şey ise alttaki Endonezce açıklamada “Gong Perdamaian Dunia” yazıyor olması. Bizdeki dünya kelimesi, onlarda dunia. Bu Endonezyalılar deli gibi sigara içiyorlar, yolda yere tükürüyorlar, araçlısı yaya geçidinde yayaya yol vermiyor. Yoksa Endonezyalılar Türk mü? Bu gonk boşluğu doldurup, kafamdaki soru işaretlerini gidermişti. (Not: Dünya kelimesi Arapça asıllı, biz de din kardeşiyiz.)

Pazar günü atladım otobüse Vientiane’in en önemli turistik aktivitelerinden birisi olan Buddha Park’a gittim. Şehrin 25 kilometre dışında bulunan parka, sabah pazarı yanındaki otobüs terminalinden kalkan 14 numaralı otobüs ile gidebilirsiniz. Yol üzerinde bulunan Tayland ile sınır geçiş noktası olan Friendship Bridge’de tüm otobüs boşalacak, korkmayın. Otobüs yola devam ederek Buddha Park’a kadar gidiyor. Gitmezseniz hiçbir şey kaybetmezsiniz, heykeller taş oyma diye ümit ediyordum, beton çıktı. Ama olur da Vientiane’de bir yerleri gezeyim derseniz mecburen bu parka geleceksiniz, şehirde turizm kapsamında yapılacak çok birşey yok. Yine de tatlı bir şehir. Ben yedi gün boyunca hiç sıkılmadım.

Pazartesi günü, büyük gün, erkenden kalkıp Çin Konsolosluğuna gittim. Eksiksiz evraklarıma hiç bakma zahmetinde bulunmayan görevli, Türk Pasaportunu görünce direkt olarak size vize veremeyiz dedi. Canın sağolsun deyip çıktım. Sanırım Çin Vizesine yalnızca Türkiye’den başvuruluyormuş. Dönüş yolunu Mekong kıyısından yürüyerek döndüm. Günün kalanını ‘Ey Çin’ videosunu çekip, düzenleyerek geçirdim. Benim için çok keyifli bir süreçti 🙂

buluçma-vientiane-couchsurfing

4 Temmuz Salı günü Couchsurfing’den Hint Kamalesh, İngiliz James ve İspanyol Laura ile buluştuk. Yağmur muhalefeti sebebiyle tüm gün kafede sohbet ettik.

Çarşamba sabahı ise Vietnam Vizesine başvurdum. Öyle kolay alınabilen bir vize değildi, biliyordum. Sonuç itibariyle ona da başvuramadım. Yetkili bey “Vietnam’da bir tur şirketi ile iletişime geçmeniz gerekiyor, onlardan gelecek evrak ile vizeye başvurabilirsiniz” tarzı birşeyler dedi. İngilizce telafuzu çok kötüydü, belki de bambaşka şeyler dedi, hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

vientiane-zumba
Mekong Nehri kıyısında zumba

Öğleden sonra tekrar Kamalesh ile buluşup sohbet ettik. Anlatacak değişik bir sürü hikayesi olan ilginç bir adam.

Hiçbir vizeye başvuramamam ile sonuçlanan vize başvuru süreçlerim tamamlanınca artık Vientiane’den ayrılma zamanım gelmişti. Perşembe sabahı Vang Vieng’e gidecek minibüse bindim. Öğleden sonra Vang Vieng’deydim. Eşyalarımı otele bırakıp, birşeyler yedikten sonra yürüme mesafesinde bulunan mavi dereye gittim. Dere gerçekten maviydi, çok beğenmiştim. Vang Vieng’de bulunan bir kaç tane ‘blue lagoon’ vardı. En yakında olup, en az bilineni ve en mavi olanı buymuş. Yine de aramızda kalsın. Sonradan yolda denk gelip de konuştuğum turistler hep daha popüler ve daha uzak olanlara gitmişler, ve suyun mavi değilde, kahverengi olduğundan şikayet ediyorlardı.

vang-vieng-köprü
Mavi dereye gitmenize olanak sağlayan turuncu köprü

Cuma sabahı erkenden kalkıp, bir şambrel kiralayıp kendimi derenin akışına bıraktım. Tubing dedikleri bu aktivite çok keyifli. Şambrelin üzerinde ağır ağır dere boyunca ilerliyorsunuz. Manzara müthiş, şansıma hava da serindi.

vang-vieng-tubing
Bu da tubing efendim

İki gündür yağan yağmur dere debisini arttırmış, ve tubing turumun 45 dakikada bitmesine sebep olmuştu. Ağır ağır gitmek bu kadar keyifli olmazdı, o yüzden şikayet etmiyorum ama keşke daha uzun sürseydi.

mavi-dere-2

Öğleden sonra tekrar mavi dereye gittim, bu sefer yüzdüm de 🙂


Masraflar:

01.07.17-07.07.17 

Konaklama: 675.000 LAK (289 TL)

Yiyecek/İçecek: 730.000 LAK (313 TL)

Ulaşım: 85.000 LAK (36 TL)

Giriş ücretleri: 24.000 LAK (10 TL)

Eğlence: 55.000 LAK (24 TL)

Diğer: 585.000 LAK (250 TL)

Toplam: 2.154.000 LAK (919 TL)

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here