8 Temmuz günü, Budistler için mübarek 3 ayların başlangıcı. Budist keşişlerin 3 ay sürecek meditasyon sürecine başladıkları gün. İnsanlar sabah erkenden tapınağa gidip keşişlerin 3 ay boyunca tüketecekleri yiyecek, sabun, makarna, diş macunu gibi ihtiyaçlarını onlara hediye ediyorlar. Bende elimden geldiğince birşeyler alıp, hem de ritüeli görmek amacıyla sabah erkenden Vang Vieng’deki büyük bir tapınağa gittim. Keşişler ve yerel halk topluca ilahi tarzı şeyler söylüyorlardı. Ortamdaki tek yabancı sanırım bendim, hatta safta yan tarafımda da bir köpek vardı.

Öğleden sonra minivana binip Luang Prabang’a doğru yola çıkıyorum. Yolcuğun ortalarına doğru dağlık bir yolda ilerliyoruz, manzara muhteşem. Bulunduğumuz yükseklikte bulutlara yukarıdan bakıyoruz. Yağmur sebebiyle oluşan toprak kaymasından dolayı yol kapanmış, hayatımda ilk kez bir yolun açılmasını bekliyorum. Yolda yan tarafıma İran asıllı İsveç vatandaşı bir kız oturdu, yol boyunca onunla sohbet ettik. Ülkesinde Dişçilik okuyormuş. “Bizim sınıfın yarısı Türk asıllı” dedi, İsveçte yaşayan Türklerin tamamı dişçi olmak istiyor sanırım. Ne kadar doğru bilmem ama bu bilgi bana ilginç geldi. Akşam saat 8 gibi Luang Prabang’a varıyorum.

Luang prabang bahçe

Birkaç hostel ve otel ismi not almıştım ama hepsi merkezden uzakta. Saatte geç olduğu için bu geceyi merkeze yakın bir yerde geçireyim diye düşünüyorum, ve idareten tek kişilik bir oda tutuyorum. Odam aslında güzel, ama oteldeki ortak banyo pis kokuyor, kaldığım süre boyunca tuvaleti hiç kullanmadım, o kadar.

Luang Prabang otel

Sabah erken kalkıp not aldığım otellere ve hostellara bakıyorum, hiçbiri içime sinmiyor. En sonunda şehrin 2 kilometre uzağında, dere kenarında bir hostela yerleşiyorum. Fiyatı uygun, göreli olarak temiz ama burası da şehre uzak. Yine de dönüp otelden eşyalarımı alıp bu hostela yerleşiyorum.

Luang prabang cadde

Eşyalarımı otele bıraktıktan sonra tarihi yarımadaya gidiyorum. Luang Prabang’a ilk görüşte aşık oluyorum. Lokantalar, kafeler müthiş. Şehrin tarihi dokusu çok güzel korunmuş. Tüm gün aval aval geziyor, birşeyler yiyip içiyorum.

Luang Prabang cafe

10 Temmuz gününü kendime tatil ilan ediyorum. Yazmam gereken eksik yazılarımı tamamlıyorum. Hostelın merkezden uzak olması hoşuma gitmiyor, bu sefer yarımadanın uç tarafındaki otellere bakıyorum. 80.000 LAK (10 USD)’a çift kişilik bir oda tutuyorum. Tarihi bir binada, banyosu temiz güzel bir otel. Otel de değil aslında, konukevi olarak geçiyor. Facebook grubunda bahsetmiştim, biraz değişik bir yer. Öyle ki, burada toplamda 5 gece kaldım, girişte hiçbir bilgimi almadılar, direkt odaya yerleştim. Pazar günü otelden ayırılıcaktım, bundan haberleri de var. 5 günlük ücreti ödeyeceğim ama tüm gün otelde kimseyi bulamıyorum. En sonunda yatağın üstüne parayı bırakıp otelden ayrıldım. Tam çıkarken otelin sahibi kadın ile rastgele denk geldik. Ben kadını ilk defa görüyorum, telefonla konuşmuştuk dedi de öyle tanıdım. Denk gelmemiz iyi oldu, parayı yataktan alıp elden kadına teslim ediyorum. Olur da Luang Prabang’a giderseniz tesisin adı Thida Guesthouse. Bu fiyat aralığında kalınabilecek en güzel yer. Ülke genelinde booking.com gibi aracı siteler ile yapacağınız rezervasyonlarda fiyatlar çok yüksek oluyor, o yüzden konaklama işini şehre inince halletmenizde fayda var. Mesela benim 10 USD’a tuttuğum oda, booking.com’da 30 USD, arada uçurum var.

Luang Prabang Phusi tepesi
Phousi Tepesinden şehir manzarası

Sürekli bir taşınma telaşı içindeyim:) 11 Temmuz Salı günü nihai otelime yerleşiyorum. Yarımadada, heryere yakın bir konumdayım, banyom temiz, daha ne isterim. Kahvaltımı ettikten sonra şehrin ortasında bulunan Phousi Tepesine çıkıyorum ve aziz Luang Prabang’a bakıyorum. Yeşillikler içinde, minik minik evler, çamurlu dere, etrafını saran dağlar, ne tatlısın sen Luang Prabang. Akşama doğru ise Mekong kıyısında turluyorum. Kıyıda çok güzel lokantalar var, kandil ışıklarıyla aydınlatılmış, caz çalan, dereye nazır mekanlar. Romantizm yaşayabileceğim kimsem olmadığı için gitmedim, ama sizin aklınızda olsun.

luang-prabang-laos-kırsal

Çarşamba günü öğlene kadar uyuyorum, günün devamı da paralel bir tembellikte geçiyor. Ağır ağır kahvaltı ediyor, sonra kahvemi içiyorum. Hostelda tanıştığım Cessy ile buluşup sohbet ediyoruz. Akşam olunca pazarda gezip, kaç gündür gitmek istediğim bir lokantada akşam yemeğimi yiyip, yine tembel bir şekilde günü tamamlıyorum.

13 Temmuz günü de Cessy ile beraberiz. Kahvaltı sonrası bambudan yapılma köprüden şehrin karşı yakasına geçiyoruz. Görülebilecek pek birşey yok. Köprüde biraz Mekong’u izledikten sonra yarımadaya geri dönüyoruz. Akşama doğru ayrılıyoruz, yine akşam pazarını gezip birşeyler atıştırıyorum.

Luang Prabang bambu köprü

14 Temmuz Cuma günü Couchsurfing aracılığı ile tanıştığım Yeni Zellanda’lı Leoni ile geziyoruz, sohbet ediyoruz. Kafa yapıları değişik. Gezip gezip, parası bitince Avustralya’ya gidip, bir iş bulup, 6-7 ay çalışıp, para biriktiyormuş. Sonra tekrar gezmeye devam. Elimden geldiğince açıklamaya çalıştım. ‘Bak hep böyle genç kalmayacaksın, başını sokabilecek bir evin yok. Evlen çocuk yap, dünyanın en tatlı şeyi çocuklardır.’ dedim.

Koca haftam Luang Prabang’da keyif ile, afiyet ile geçti. Darısı hepinizin başına 🙂


Masraflar:

08.07.17-14.07.17 

Konaklama: 532.000 LAK (227 TL)

Yiyecek/İçecek: 886.000 LAK (379 TL)

Ulaşım: 110.000 LAK (47 TL)

Hediyelik eşya: 45.000 LAK (19 TL)

Giriş ücretleri: 25.000 LAK (10 TL)

Diğer: 201.000 LAK (86 TL)

Toplam: 1.799.000 LAK (770 TL)

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here