Yavaş yavaş Luang Prabang’dan ayrılma vakti yaklaşıyor, 15 Temmuz gecesi şehirde geçireceğim son gece. Ertesi akşam otobüse binip Vientiane’e gideceğim.

Klasik bir Luang Prabang günü geçiriyorum. Sabah kruvasanlı, bagetli kahvaltı, öğlen yemeği için ne zamandır canımın istediği pizza, akşam da muzlu nutellalı krep. Aralarda çaylar kahveler…

Luang Prabang akşam

Hava karardıktan sonra dere kenarına iniyorum. Karanlıkta nasılmış hele, bir göreyim. Çok güzel mekanlar varmış, dereye nazır, kandillerle aydınlatılıyor, hafiften caz çalıyor, romantizmin dibi.

Luang Prabang keşiş

Diğer bir yapmadığım şey ise sabah keşişlere yemek sunulması ritüeline katılmak. Ona da son sabahımda 5:30’da kalkıp gidiyorum. Ne kadar saçma ve turistik birşey olduğunu gördükten sonra otele geri dönüp uyuyorum.

Bildiğiniz Luang Prabang’daki son günüm, ne çok da sevmiştik birbirimizi. Şehir içinde aval aval geziniyor, gitmekten çok keyif aldığım kafelere tek tek gidiyorum. Akşama doğru pazarı son kez geziyorum. Saat 6 gibi araç beni otelden alıyor ve otogara gidiyoruz. Gece otobüsü ile Vientiane’e gidiyorum.

laos gece otobüsü

Deliksiz bir uyku çekiyorum ve 17 Temmuz sabahının köründe Vienatiane’e iniyorum. Daha önce kaldığım hostela gidiyorum. 2 saat uyuduktan sonra, Kamboçya vizesine başvurmak için konsolosluğun yolunu tutuyorum. Normalde sınırdan vize alınabiliniyor ancak görevlilerin rüşvet talepleri mide bulandırdığı için, önceden vizemi alıp, gerizekalı memurlar ile hiç muhattap olmayayım düşüncesindeyim.

Vizeye öğleden önce başvurup öğleden sonra pasaportumu geri almak niyetindeyim, ama lakin ki öyle de değildir. Görevli kadın iki gün sonra gelip alabilirsin diyor. Dolayısıyla 2 gün daha Vientiane’deyim. Yağmur hız kesmeden devam ediyor. Gün içinde birkaç saatliğine lütfedip duruyor, sonra yine devam. Dolayısıyla öyle uzun uzadıya yürüyüşler, gezmeler hayal. Siz mümkünse yağışlı sezonda gelmeyin.

Vientiane mekong nehri

Oturmuş kahvemi içerken Luang Prabang’da tanıştığımız Cessy’den mesaj geliyor, normalde Kamboçya’ya gitmiş olması lazımdı ama otobüse yetişememiş. Akşama kadar onunla birlikte geziyoruz, sonra Cessy’i yolcu ediyorum. Bu arada Vientiane’deki pastaneler müthiş. Fransızlardan yadigar, yaptıkları sandviçler çok lezzetli.

18 Temmuz Salı günü eksik olan yazılarımı tamamladım, benim adıma sakin ve yağmurlu bir gün oluyor. Akşama doğru Mekong kıyısına gitmeye niyetlensem de yağmurdan dolayı soluğu tekrar bir kafede almak zorunda kalıyorum.

Çarşamba sabahı kahvaltımı ettikten sonra konsolosluğa gidip pasaportumu alıyorum. Vientiane’deki son günüm, COPE ismindeki müzeyi ziyaret ediyorum. Laos, Vietnam Savaşı sırasında ABD tarafından yoğun bir bombardımana maruz kalmış. Ülke de hala, her yıl onlarca kişi zamanında patlamayan bombalardan dolayı hayatlarını kaybetmekte. Müze ziyaretçilerini, bombardıman ve bunun günümüzdeki etkileri ile ilgili bilgilendiriyor. Can sıkıcı hadiseler, ama maalesef hep yaşanmış ve yaşanmaya devam ediyor.

Vientiane COPE müzesi

Akşam 6’da tuktuk beni hosteldan alıp terminale götürüyor. Bu sefer otobüsteki yataklar iki kişilik, yani yanımda tanımadığım birisi ile yatacağım. Yine de deliksiz uyumayı başarıyorum. Sabah Pakse’deyim 🙂

Bir otel tutup yerleşiyorum. Kahvaltımı ettikten sonra motosiklet kiralayıp çevrede konumlanmış şelaleleri ziyaret etmek niyetindeyim. Berbat bir yolculuk oluyor, yolda telefonum su geçiriyor, dolayısıyla haritadan nerede olduğuma ve nereye gideceğime bakamıyorum. Bir şekilde şelalelerin ikisini de buluyorum. Giderken de dönerken de sürekli kendime söyleniyorum. ‘Bu havada yola mı çıkılır?’ Sisten, yağmurdan önümü göremiyorum.

Pakse laos şelale

Zor da olsa bir şekilde oteli bulup, motosikleti park edip, girip dinleniyorum. Öğleden sonra yüksek puanlı bir pizzacıda pizza yedikten sonra telefonu içine koymak için pirinç aramaya koyuluyorum. Azmin elinden ne kurtulmuş, 1 kg pirinç alıp, bir umut telefonu içine gömüyorum.

Pakse köprü

Cuma sabahı otelin yakınlarında bulunan bir fırına gidiyorum, fırın aynı zamanda şehrin gençlerine İngilizce ve fırıncılık eğitimi de veriyor. Bu açıdan da gönlümü fethediyor. Yediğim şeyler de son derece lezzetliydi. Kahvaltıdan sonra fotoğraf çektirip Vietnam Vizesine başvuruyorum. Bu sefer başvurumu kabul ediyorlar, ama adam pasaportumun fotokopisi alıp, pasaportumu bana geri veriyor. ‘Pazartesi sabah gelin’ diyor. Pasaportumu almaması saçma ama en azından form alıp doldurdum bu sefer:) haydi hayırlısı deyip ayrılıyorum. Öğleden sonra yarımada da haritam olmadan kaybola kaybola dolaşıyorum. Sonrasında ise kendime ne kadar güzel kahve yapan bir kahveci bulup, yerel çekirdeklerden 2 bardak kahve içiyorum (evet, gece uyuyamadım).

124 Thaluang coffee
124 Thaluang coffee

Cuma günü de böyle bitiyor. Pakse’deki son gecem. Sabah 4000 Adalar’a yolculuk var 🙂


Masraflar:

15.07.17-21.07.17 

Konaklama: 400.000 LAK (171 TL)

Yiyecek/İçecek: 816.000 LAK (348 TL)

Ulaşım: 460.000 LAK (196 TL)

Giriş ücretleri: 30.000 LAK (13 TL)

Diğer: 369.000 LAK (157 TL)

Toplam: 2.075.000 LAK (885 TL)

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here