11 Ağustos günü Phnom Penh’den Hindistan vizemi almış bir şekilde nihayet ayrılmıştım. Yolda denk geldiğim birilerinin tavsiyesi üzerine Hideout isimli hostela gidip bir odaya yerleştim. Gece beni bir sürpriz bekliyordu, eski dostlar, tahta kuruları 🙂

Tahta kurusu yatak

Saat 1’de Resepsiyona indim. Durumu anlattım. Resepsiyondaki tek görevli pek İngilizce bilmiyor, anlaşamıyoruz. “İngilizce bilen kimse var mı hostelda?” diye soruyorum, “yok” diyor. Neyse oğlanı peşime takıp odaya götürüyorum. (Çok erotik bir anlatım oldu!) Çarşafı sıyırıp böceği gösteriyorum. Nihayet derdimi anlıyor, ama çözümü basit. Böceği parmaklarıyla sıkıp öldürüyor, ve ona göre bu şekilde tüm dertlerimin çözülmüş olması gerek.

“Bakın beyefendi, bunlar 1, 2 tane olmaz, neredeler bilmiyorum. Ben bu odada uyumam.” diyorum. Sunduğu çözüm yine müthiş, “üstteki yatağa geçin”. Baştan anlatıyorum, ve odamı değiştirmemin mümkün olup olmadığını soruyorum. “Olmaz” diyor. Anahtarımı eline tutuşturuyorum, hosteldan ayrılacağımı söylüyorum, anahtarı alıp aşağı iniyor. Ben de eşyalarımı toplayıp resepsiyona gidiyorum. Beni görünce şaşırıyor, “gidiyor musunuz?” diye soruyor. En azından benim yatağım böceli, oğlanın beyni böcelenmiş. Sonra gidip hostelın yönetinicisi olduğunu düşündüğüm hipster kılıklı, batılı bir adamı çağırıyor. Belli ki uykudan uyandırmış.

Onunla da diyaloğumuz şu şekil:

-Hosteldan ayrılıyor musunuz?

-Evet, yataklarda tahtakurusu var.

-Sizin odanızı değiştirsek, başka bir oda versek?

-Staylana kurban, ben de onu diyorum baştan beri.

Yeni bir odaya yerleşiyorum. Bu sefer odada tekim.

12 Ağustos sabahına dün 6 USD vererek tuttuğum hostelın Booking.com’da 4,5 USD olduğunu fark ederek uyanıyorum. Yeni odamdan memnunum, konaklamamı 2 gece daha uzatıyorum. Bu arada 16 Ağustos’ta Kuala Lumpur’a uçuşum var, o zamana kadar Siem Reap’ta olacağım. O yüzden acele etmeden ağır ağır davranıyorum.

Siem Reap

Bir kafeye gidip Angkor Wat ile ilgili araştırmalar yapıyorum. Angkor Wat nedir? Nasıl gezilir? Tuktuk olayını sevmediğimden bisiklet kiralayıp gezmek mantıklı geliyor. Akşama doğru bir dağ bisikleti kiralıyorum. Gidip yarın sabah için biletimi alayım, sabah bir de bilet işiyle uğraşmayayım diyerek yola koyuluyorum. Bilet gişeleri saat 5’te kapanıyormuş, dolayısıyla o da yarına kaldı.

Angkow wat bisiklet

Erken yatıp ertesi sabah saat 4:30’da uyanıyorum. Angkor Wat gezisi başlasın 😉 Önce bilet gişelerinin olduğu yere gidip biletimi alıyorum, bir günlük bilet 37 USD. Sonra Angkor’a doğru yola koyuluyorum. Öncelikle şöyle bir durum var. Angkor Wat dediğimiz, Angkor kompleksinde bulunan bir tapınağın ismi. Ama Angkor’da, Angkor Wat dışında Bayon, Ta Prohm gibi görülecek başka tapınaklar ve kalıntılar da mevcut. Bilgi olsun diye yazayım dedim.

İnsanlar Angkor Wat’a gün doğumunu izlemek için gidiyor, o yüzden tapınak çok erken saatlerde ziyarete açılıyor. İlk olarak Angkor Wat’a gidiyorum. Büyüleyici bir yer olduğu doğru. Adamlar yapmış.

P1060675

Angkor Wat sonrası turist kalabalığından korunabilmek için herkesin gittiği rotayı tersten izliyorum. Tapınaklar tapınakları, kalıntılar kalıntıları doğuruyor. Hava da ısınıp, bende derman kalmıyor. Öğleden sonra iyice ‘babamın bir atı olsa, binse de gelse’ kıvamına geliyorum. Neyse, öğleden sonra 2 gibi gezmek istediğim yerleri gezmiş ve gururlu bir şekilde turumu sona erdiriyorum. Şimdi, Angkor gezisi için bisiklet çok mantıklı bir seçim değil. Hem bisiklette yoruluyorsunuz, hem tapınak inip çıkıyorsunuz. Ben çılgın Kamboçya trafiğinden çekindiğimden motosiklet kiralamadım ama yol motosiklet için uygun. Birkaç kilometre dışında şehir trafiği ile hiç işiniz olmuyor. Onu istemezseniz, orta zekalı makul her turistin yaptığı gibi bir tuktuk ile anlaşın. Samet gibi olmayın…

Angkor

Pişik gibi birşey olmuş vaziyette hostela gidiyorum. Ama o sele çok küçüktü, Kamboçyalı poposuna göre yapılmış. Duş alıp bir yatıyorum, daha da kalkamıyorum. Biraz kendime gelip yemek yeyip, kahve içiyorum. Sanki daha iyiyim.

Siem Reap küçük bir yer. 2 gün daha buradayım ama yapacak birşeyim yok. İnternetten araştırıyorum, bir gün konaklamalı kuş gözlem turları oluyormuş ama fiyatları çok yüksek. Aktivite olarak hosleldan ayrılıp, bir otelde özel odaya geçiyorum. Kalan 2 günde de şehirde öyle aval aval gezinip biraz yazı yazıyorum.

Siem Reap çarşı

16 Ağustos sabahı Kuala Lumpur’a uçuyorum. Couchsurfing’ten tanıştığımız Aaron’da kalacağım. Havaalanından dediği otobüse biniyorum, son duraktan beni alıyor. Kaldığı yer merkeze uzak, biraz dinlenip akşama doğru pazara gidip yiyecek birşeyler alıyoruz. Eve gelip onları yiyoruz. Yemekten sonra sohbet edip, saat 11 gibi yatıyoruz.

Kuala lumpur pazar

Ertesi sabaha bir Aaron klasiği ile uyanıyorum, pankek. Evinde kalan herkese kahvaltıda mutlaka pankek yaparmış. Kahvaltıdan sonra evden ayrılıyorum. Aaron’un akrabaları gelecekmiş, o yüzden sadece bir gece kalıyorum. Kuala Lumpur’daki bütçe dostu otelim Leo Leisure’a yerleşiyorum. Yakınlarda güze bir kafe var, oraya gidip kahve içip keyif yapıyorum. Bu arada Singapur’dan hatırlayacağınız Sirajuddin de Kuala Lumpurdaymış. Onunla yazışıyoruz. ‘Sonsuzluk havuzlu, 55 katlı bir binada kalıyoruz, yarın sabaha ayrılacağız. İstersen bu akşam gel burda görüşelim’ diyor. İşte bunlar hep ahlaksız teklif.

Akşam Sirajuddinlere gidiyorum, tuttukları ev çok güzel. Terasa çıkıyoruz, manzara da güzel. Yemek söylüyoruz, birşeyler içiyoruz. Saat 11 gibi ben kaçıyorum.

Kuala Lumpur manzarası

18 Ağustos’ta Kuala Lumpur’un nimetlerinden yararlanarak Hindistan öncesi ihtiyaçlarımı tamamlıyorum. Günlük vitamin, şampuan, şeker gibi. Hindistan da hiç yokmuş gibi bol bol meyve yiyorum. Chennai’ye uçuşum ayın 20’sinde.


Masraflar:

12.08.17-18.08.17 

Konaklama: 41 USD + 94 MYR (216 TL)

Yiyecek/İçecek: 65 USD + 260 MYR (434 TL)

Ulaşım: 10 USD + 304 MYR (281 TL)

Eğlence: 3 USD + 41 MYR (43 TL)

Giriş ücretleri: 37 USD (126 TL)

Toplam: 156 USD + 699 MYR (1.100 TL)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here