Sizler gibi bende bilgisayar başında hayran hayran, kim nereye gitmiş? ne yapmış? ne yazmış? diye blog ve sosyal medya yolları gözlerdim. Fiziksel olarak gezemesem de, insanların seyahatlerine ortak olurdum. Kendi turum için kısa notlar alırdım.

2011 yılında bir defter satın almıştım, sağda solda okuyup, görüp de bu turda gitmem gereken yerleri not alıyordum. İlk sayfasında Borobudur, Budist Tapınak Kompleksi vardı 🙂 Hayallerinin peşinden gitmek, onları gerçekleştirmek en güzel birşey.

Gezginlere geri dönersek, yıllarca onları keyifle takip ettim, onlardan birçok şey öğrendim. BirCevelan’ın arkasındaki görünmez kahramanlar;) Peki kim bu insanlar?


Tuğçe (Bilinmeyen Rota)

Kronolojik sıra ile gidersek, Tuğçe açık ara ilk sırayı alıyor.

Ege Üniversitesi, ilk ders günü. Bilmediğim bir şehirdeyim, bu bilinmezlik okula erken gitmeme sebep oldu. Lise öğrenim hayatım boyunca, çok konuşuyorum diye hep öğretmen masasının önünde oturduğumdan, boş sınıfı görünce hemen arka köşeye yerleştim. Dersin başlamasına yakın, sonradan adının Tuğçe olduğunu öğrendiğim bu kızcağız geldi, yanıma oturdu.

Kısa bir tanışma faslından sonra derse başladık. Çok net hatırlamamak ile birlikte karavanlarında, modern hayattan kopuk bir şekilde yaşayan bir grup insanın hayat hikayelerini okuyorduk. Öğretmen sınıfa sormuştu, “Bu şekilde bir hayat sürmek isteyen var mı?” İnsanlar oraya CEO, CFO olma hayalleri ile gelmiş, neden bitli bitli karavanda yaşasınlar ki. Sınıfta bir tek bu Tuğçe ‘ben isterim, ne güzel’ gibi birşeyler söylemişti.

Bir yılın sonunda bölümlerimiz ayrıldı. Sonra mezun olduk, şehirlerimiz ayrıldı ama hep iletişim halindeydik. Bazı bazı dünya turu mevzularını konuşuyorduk. 2013 yılı sonlarıydı sanırım, bir akşam ‘Samet ben gidiyorum’ dedi. ‘Nereye gidiyorsun çok ani karar vermişsin’ dedim. Ama kararlıydı. ‘Gel sende, bahar gibi gideriz’ dedi, ‘Param yok Tuğçe, daha para biriktireceğim.’ dedim. ‘Olsun benim de yok’ dedi 🙂

Ben onun kadar cesur (veya bakış açısına göre manyak) değildim.

Birde şöyle bir diyalog yaşamıştık. Giderlerimi günlük 30 USD dolaylarında tutmak istiyorum demiştim. Tuğçe durur mu, hemen cevabı yapıştırdı ‘Ben 30 USD’a 3 gün gezerim.’


Kemal (Yolda Olmak)

Hem gezip, hem yazıp, hem de SEO’nun önemini kavrayabilmiş ilk örneklerden birisi Kemal Bey diye düşünüyorum. Sitesi şu an koca bir seyahat yazısı arşivi durumunda. 2011 ve 2012 yıllarında yazılarını keyifle takip ediyordum. Sonradan site blogluktan çıkarak, devasa bir yer haline geldi, ben de o dönemlerde biraz koptum.

Yine de bir yer araştıracaksam sitesine girer, ilgili bir yazı var mı diye bakarım. Ve genelde olur.

Bireysel olarak tanışıklığımız yok. Ama Kemal Bey’i benim gözümde diğer gezginlerden farklı kılan şey, kendisi bir İstanbul Beyefendisi edasıyla geziyor ve yazıyor. Her zaman şık, her zaman naif 😉


İsmail ve Özcan (Başka Türlü Bir Şey)

2011 yılıydı sanırım, turları esnasında denk gelip de, gün be gün onlarla gezdiğim ilk gezginler. Onları Çin’de yakalamıştım, sonra yazdıkları her yazıyı keyifle okudum. Kafamdakine yakın bir seyahat gerçekleştiriyorlardı, o yüzden kendimi onların seyahatinin bir parçası olarak görebiliyordum.


Gökhan (Yoldaki)

Tuğçenin Bangkok’taki ilk günleriydi. Küçük çaplı bir depresyon yaşıyordu. Benim burada ne işim var? ne yapıyorum burada? psikolojisine bürünmüştü. Konuşurken, Yoldaki Gökhan’da Bangkok’taymış, yarın ona gidicem demişti. Kim Bangkoktaymış dedim, Yoldaki Gökhan dedi. Arkadaşın kim olduğuna dair en ufak bir fikrim olmasa da iyi bakalım deyip konuyu kapadım.

Ertesi gün Google’da Yoldaki Gökhan’ı arattım ve buldum. Ben biliyorum ki bunu, Anı yaşamak ve Yalnız seyahat etmek yazılarını keyifle okumuştum. Hatta El Camino de Santiago’yu da Gökhan ile tanımıştım. Sonra takibe başladım.

Farklı bir tarzı var. Yiğidin harman olduğu yerden çıkmış da, dünyayı geziyor gibi. Sahilde Burhan Çaçan dinleyen, göğüs kıllarına ellemek isteyen Japonlara haddini bildiren yaman bir arkadaş.


Güneş (Adım Adım Seyahat)

Yabana doğru değil, yabanın içinde. . . Not Into the #Wild but In The Wild

A post shared by Gunes Akdogan (@drummerlizard) on

Yine Tuğçe ile bir diyaloğumuz sonunda varlığından haberdar olduğum bir gezgin. Konuyu tam hatırlamıyorum ama birisi Güneş’in yazısını izinsiz mi kopyalamış, birşeyler olmuş. Güneş kızmış. Aynı tepkiyi yine verdim. ‘Güneş kim?’. ‘Drummer Lizard’ işte dedi. Lizard deyince kafamda birşeyler belirdi, şu sarı benekli peluş semender fotoğrafları koyan kişi diye düşündüm. Voila.

Şu anda, Balkanlardaki milli parkları, zirveleri daha rahat gezebilmek için, Sırbistanda bir köyü kendine üs olarak belirlemiş, hem köy hayatı sürüyor, hem de geziyor.


Lale (Dünya Turu Notları) ve İlker (Bir Dünya Turu)

Lale ve İlker

Yazılarını mest olarak okuduğum bir başka gezgin çift. Lale ve İlker’in gezi yazılarını diğerlerinden farklı kılan şeylerden birisi de, ikisinin de kendi internet siteleri var. Aynı olayları, aynı yerleri, ikisinin bakış açısından da takip edebiliyordum. Dilleri çok temiz ve akıcı. Bu arada turlarının sonunda takipçilerine tatlı bir sürpriz yaptılar, mutlu son dediklerinden 😉


Melike ve Candaş (Melcan On The Road)

En güncel takip etmeye başladığım gezginler MelCan sanırım. Bisikletle evlerinden çıkıp Asya’ya doğru yol alan iki tatlı insan. Bu ikisinin pozitif bir enerjisi var, yazıklarını okurken, paylaştıklarına bakarken bunu kolayca hissedebiliyorsunuz.

Nerden duydum da, nasıl takibe başladım bilmiyorum ama, başta kızın adını Melcan sanıyordum. Yazıları kız yazıyor, ve onun sitesi zannediyordum. Hayat sürprizlerle dolu değil mi? 🙂

Paylaş

4 YORUMLAR

  1. Merhaba Samet, ne güzel sen de yollara düşmüşsun, umarım harika bir serüven olur . Okuduğun bloglar arasında olmak hoş bir sürpriz oldu . Bizim bloglar 6 ay eksik ile kapandı umarım sen yeterli vakit bulup yazarsın çünkü sonradan tamamlanmiyor o işler : ) Anladığım kadarı ile meslektaşız seninle , kafanı çok fazla gömme excele ama sonunda harika bir arşiv çıkacak emin ol. Bu arada daha güzel bir fotomuzu bulamadın mı ya aşk olsun 😉
    Yolun her zaman açık olsun, eğer sormak istediğin birşeyler olursa her zaman bekleriz bildiğimiz birşeyler varsa yazarız. Şimdi gezme sırası sende keyfini çıkar !

  2. Merhaba, farkındayım, sonlara doğru biraz tembellik yaptınız 🙂 zamanı bir şekilde yaratmaya çalışıyorum, şimdilik iyi gidiyor.
    Öyle demeyin, fotoğraf bence çok güzel, icraatın içinden. Arayıp da bulamadığım şey Instagram hesabınız oldu aslında 🙂
    Güzel dilekleriniz için teşekkürler 😉

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here