Daha dün gibi;

Bir Amerikan Dolarının 2,9 TL’den 3,87 TL’ye fırlaması, ve benim seyahat birikimimin TL’de olması,

Uçuş gününe 100’den geriye doğru saymam,

Veda yemekleri, sürpriz veda partileri, dökülen gözyaşları,

Veda bircevelan

‘2 ay gez gel’ diyen annemi anlamam, üzüntüsünü paylaşmam, babamın gözyaşlarını içine akıtmasına müdahale edememem,

İşimi, uçuş gününe 3 gün kala bırakmam, normalde iş yerlerinde görülmeyecek bir samimiyet ile uğurlanmam,

Atatürk Havaalanından ‘Öyleyse BirCevelan başlasın’ paylaşımım,

Bitmek bilmeyen Japonya uçuşu,

Kuzenim ve arkadaşımla başladığım seyahatimin ilk gecesi, Osaka’da tuttuğumuz eve girebilmek için 20 dakika uğraşmamız,

Babamın kendisine Facebook profili açıp sayfamı trollemeye başlaması,

Kyoto’nun büyüleyici bir şehir olduğunu teyit etmem,

kyoto3

Japonların yarattıkları minik dünyalarında doğa ile barışık, saygılı, güler yüzlü, huzurlu bir şekilde yaşamayı başarabildiklerine şahit olmam,

Nara’da hayatımda ilk defa bir geyiğe sarılmam,

nara-geyik-selfie

2009 yılında elimi kolumu sallayarak girdiğim Singapur girişinde, bu sefer sorguya çekilmem,

8 yıl sonra Singapur’da Sirajuddin ile tekrar buluşmam,

changi-sirajuddin

Singapur’un gittikçe konsept bir ülke haline gelmesini görmem,

Gezdiğim bu iki ülkeden sonra Bali’ye indiğimde kültür şoku yaşamam,

Kuta’da adım başı ‘seks, ot veya viagra ister misin?’ diye soran taksi şoförlerinden bunalmam ve ertesi gün şehirden koşarak kaçmam,

Asma ile tanıştığımız günün akşamı, Asma bana müstakbel kayınvalidesinden dert yanarken sözünü kesip, ‘işte yolda yeni insanlar ile tanışmanın en güzel tarafı bu, beni birkaç saat önce tanıdın şimdi kayınvalideni şikayet ediyorsun.’ demem,

bir-bali-kutlaması-6

Hayatımda ilk kez çeltik görmem, hayran olmam,

Bali’de yerel bir kutlama törenine katılmam,

Ijen ve Borobudur’u saymazsak, Java Adasından nefret etmem,

Borobudur üzerinden gün doğumu

Yıllardır hayalini kurduğum İjen Dağına çıktığımda zehirli gaz sebebiyle kratere girişin yasak olduğunu öğrenmem, zirveyi kaplayan sis ve duman sebebiyle de gölü görememem,

Bizi zehirli gaz var diye salmadıkları kraterdeki sülfür madeninde, gaz maskesiz çalışan madencileri görmem,

ijen sülfür işçisi

Banyuwangi’de kendi yağlarında kavrulan insanların, KFC’den 50 kuruşa aldıkları parlak mavi renkli kimyasal içeceği içerken nasıl da mutlu olduklarına şahit olmam,

İlk kez kareoke yapmam,

Endonezyadaki saatler süren tren yolculukları, her yolculukta bir sezon Breaking Bad izlemem,

Kasım’da askere uğurladığım kardeşim ile Mayıs ayında Kuala Lumpur’da buluşmam, 7 ay sonra ilk kez görüşmemiz,

bangkok-gezi-tapinak

Yıllar sonra çok sevdiğim Cameron Highlands’i ve Penang’ı tekrar ziyaret etmem,

Bulduğum ucuz uçuş ile Phuket’e uçup, ilk gün adadan nefret etmem,

Koh Tao’da dalgıç sertifikası almam,

Koh Tao padi dalış

15 gün boyunca Tayce ‘kapunka’ diyerek teşekkür ettikten sonra, birisinin benim ile erkeklerin ‘kapunkap’ demesi gerektiği, kadınların ‘kapunka’ dediği bilgisini paylaşması,

Deniz insanı olmasam da deniz canlılarını çok sevmemden ötürü, adada kalan günlerimin hepsinde şnorkel ile yüzmeye çıkmam,

koh tao şnorkel kaplumbağa

Ani bir karar alıp planlarımda yokken Chiang Mai’ye gitmem, orada da ani bir karar alıp Çin Vizesine başvurmam,

İngilizce bilmeyen kuaföre ‘Kıvanç Tatlıtuğ’ fotoğrafı gösterip, bu şekil istiyorum demem,

Chiang Mai kuaför

Çin Vizesi alamayacağım gerçeği ile yüzleşmem,

Bir otobüs yolculuğu sırasında, popomun altında hareket eden şeyin koltuğun masaj fonksiyonu olduğunu farketmem,

Sıfır beklenti ile geldiğim Laos’u sevmem,

haftalık bülten laos

Vientiane’de bulunan Fransız fırınları sayesinde aylar sonra tekrar ekmeğe doymam,

Hostelda tanıştığım Singapur’lu bir oğlanın, ‘Bir turist gözüyle, Singapur’da gördüğün olumsuz şeyler neler, söyler misin?’ sorusuna cevap düşünüp, hata komutu vermem,

Vang Vieng’de bir şambrelin üzerine oturup, nehir boyunca süzülmem,

Vang Vieng tubing

Yine birgün, şambrelime binmiş, gidiyorum…(Müzik: The Afterlife – Yatch)

تم نشره بواسطة ‏‎BirCevelan‎‏ في 14 يوليو، 2017

Luang Prabang’ı Kyoto’dan sonraki favori şehrim ilan etmem,

İlk kez Luang Prabang’da bir kafede duyduğum ‘If i gave you my love’ adlı şarkıyı, bir haftadır aralıksız dinlemem,

Yolda denk geldiğim herkese Japonya’ya mutlaka git, çok güzel ülke diye tavsiyede bulunmam,

Eğer Japonya’ya gitmişlerse, ‘Kyoto çok güzel değil mi?’ deyip, teyit beklemem,

kyoto-sakura

Tanıştığım insanların ‘işi bırakma kararı almandaki sebep neydi?’ sorusuna, ‘bir sebep yoktu, zaten bu seyahat için para biriktirmek amacıyla çalışıyordum’ cevabı vermem,

‘Bir yıl uzun süre fiziksel ve manevi olarak buna hazır hissediyor musun?’ sorularına ise, ‘bilmem ki, yaşayıp göreceğim’ demem,

Kyoto4

Seyahatim boyunca en çok tükettiğim yiyeceklerin fried rice ve double cheese burger olması,

Hatta tükettiğim pirinçleri yan yana dizersek, Dünya’nın etrafını 3 kere dolaşacağını bilmem,

Yol boyunca aldığım doğum haberleri, ölüm haberleri, evlilik müjdeleri, ‘e sen bizim düğüne gelemiyeceksin o zaman’ tribi yemem.

en sevmediğim seyahat ekipmanları

Çok özlenen anne, baba, akrabalar, dostlar, arkadaşlar,

Az özlenen akrabalar, dostlar, arkadaşlar,

Hiç özlemediğim akrabalar, arkadaşlar,

Tabi ki kahvaltı etmek, Türk yemekleri,

Yatağım, yastığım, halıfleks kaplı odam,

Bir süre daha sizlerden uzak olacağım.

Yataklı otobüs

Yolda 100 gün, 15 kere otobüs, 7 kere tren, 6 kere uçak ve 5 kere feribot yolculuğu.

100 gün, gezilen 6 ülke, 26 şehir, harcanan 3.775 USD. Tanışılan yeni onlarca arkadaş, kazanılan güzel anılar, ve bir hayalin gerçeğe dönüşüyor olması.

Higashi Honganji

Maalesef herşey toz pembe değil. Uzun süre yalnız seyahat etmenin psikolojisi bazen pistir. Seni tutar en güçsüz taraflarından vurur. Ağlatır, kararlarını sorgulatır, ertesi gün ilk uçağa binip memlekete dönmeye ikna etmeye çalışır.

Yolda yalnız hissettiğim birçok zaman oldu.

Bazı geceler leş gibi yerlerde uyudum,

Bazı günler berbat kokan tuvaletlere işedim.

Şimdiden 4 kilo verdim.

Bunların başıma geleceğinin farkındaydım, zihinsel olarak hazırlıklıydım. Hiçbir zaman verdiğim kararı sorgulayarak, ‘ne işim var benim burda?’ psikolojisine bürünmemeye çalıştım. Bu cümlelerim size çok saçma gelebilir, anlatılmaz yaşanır cinsten bir psikolojidir.

Ve ne zaman otel odamda, veya bir tuvalette büyükçe bir ayna görsem, karşısına geçer, gözlerimin içine bakar ve şöyle derim.

‘Çok kral hayatın var lan Samet.’

ubud-bulten-6

En çok kendimi, sonra sizleri seviyorum,

Öpüyorum çok uzaklardan.

dualarla yaşıyorum

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here